SINAV KAZANDIRAN SÜPER YÖNTEM

OKU...ANLA... ÇÖZ...KAZAN...

HİPNOMEDİTASYONLA

KUANTUM   KAVRAMA

SINAV ŞAMPİYONLARINI MODELLEMEK

Hedef Belirlemek ve Özgüveni Güçlendirmek.

Geçmişte Öğrenilen Bilgilere Erişebilmek.

Quantum Öğrenme Tekniklerini Uygulamak.

Planlı Yaşamayı Bilinçaltına Yerleştirmek.

Ders Çalışmada Devamlılığı Sağlamak.

Dikkat Eksikliğinden Kurtulmak ve   Odaklanmayı Sağlamak.

Anlayarak Hızlı Okumak ve Hafıza Gücünü Kullanmak.

NLP Teknikleriyle Beyni Programlamak.

Bilinçaltı Öğrenme Tekniklerini Uygulamak.

Quantumun Gücüyle Test Çözme Tekniklerini Uygulamak.

Kaygılardan ve Korkulardan Kurtulmak.

Kalıcı ve Etkili Motivasyonu Sağlamak.

12 KİŞİLİK  ÖZEL GRUPLARLA  % 100 BAŞARI

KEŞKE  DEMEYİN,KAZANIN...

 

SERTİFİKALI - BİLGİSAYAR DESTEKLİ

HAFIZA TEKNİKLERİ EĞİTİMİ

 

HAFIZA EĞİTİMİ NEDEN GEREKLİDİR ?

 

        Öğrenim hayatında başarı için, derslerden ve ders kitaplarından edinilen fikir, bilgi ve

kavramların kalıcı bir şekilde öğrenilmesi ve hafızada tutulması büyük önem taşımaktadır.

Öğrenciler, öğrendiklerinin birçoğunu kısa süre içersinde unutmaktadırlar. Bilgisayar destekli

Hafıza Eğitimi, öğrencilerin hafıza ve öğrenme becerilerini geliştirerek, tüm hayatları

boyunca güçlü bir hafızaya sahip olmalarını sağlayacaktır. Hafıza Eğitimi sayesinde,

öğrencinin işitsel, sayısal ve görsel belleği güçlenecek, derslerden, ders kitaplarından,

testlerden edindiği bilgi ve kavramları kalıcı bir şekilde öğrenerek, ÖSS, SBS ve diğer tüm

sınavlarda ve derslerde başarısını büyük oranda artıracaktır.

Eğitimde ilk olarak Hafıza’nın nasıl çalıştığı, nasıl hatırlayıp nasıl unuttuğumuz konuları

üzerinde durulur.

 

Hafıza Eğitimi İçeriği

• Hafıza nedir? Nasıl hatırlar, nasıl unuturuz?

• Etkin bir hafıza için  temel prensipler

• 4 temel hafıza tekniği:

• Bilgisayar eşliğinde hafıza  çalışmaları.

• Yabancı dildeki kelimeleri öğrenmek için teknikler.

• Formülleri anımsama becerisini geliştiren Fonetik Sistem.

• Derslerdeki ve kitaplardaki bilgi, fikir ve kavramları hatırlamak

ve öğrenmek için Zihin Haritası -Mind Mapping çalışmaları.

• Etkin dinleme, etkin okuma ve etkili ders çalışma teknileri.

 

Eğitim sonunda öğrencinin kazanımları,

• Daha çok bilgiyi, daha net ve daha uzun süre hatırlayacak,

• Derslerde aktarılan sayısız fikir, bilgi ve kavramları kalıcı bir şekilde belleğine

kaydedecek ve unutmayacak,

• Yabancı dildeki kelimeleri kolayca öğrenecek ve hatırlayacak,

• Daha çok değil ‘daha etkili’ çalışma becerisini kazanacak,

• Derslerde öğrendiği sayısal bilgileri ve formülleri unutmayacak,

• Okuduğu kitapları, ders kitaplarını; gözden geçirdiği ders notlarındaki gerekli bilgileri

kalıcı bir şekilde öğrenecek,

• ÖSS, SBS’de ve tüm sınavlarda ve derslerde çok daha başarılı olacak,

• Sayısal, görsel ve işitsel hafızası gelişecek,

• Bilgisayar yazılımı sayesinde hafıza tekniklerini çok daha etkili ve kolay

bir şekilde öğrenecek ve alışkanlık haline getirecek.

 

Hafızanın Tanımı

Son araştırmalar insan beyninin 1 milyar nörondan (sinir hücresinden) oluştuğunu ortaya koymaktadır. Bu kadar nöronun bilgi depolama kapasitesi tüm dünyadaki bilgileri çok rahat içerebilecek büyüklüktedir. Bilgilerin nöronlara kolaylıkla yüklenebilmesi “öğrenebilme” olgusunu tanımlar. Nöronlara yüklenen bilginin yerleştiği yerden çağrılabilmesi “hatırlama” dediğimiz süreçtir. Nöronlara yüklü olan bilgi kümeleri arasında bağlantılar oluşturabilmek ise “üretici zeka”’nın ortaya çıkmasına yol açar. Burada sözünü ettiğimiz hafıza “öğrenebilmeyi (yani bilginin depolanabilmesini) ve hatırlayabilmeyi (yani bilginin depodan çağrılabilmesini) kapsar. Üretici zekayı ise beyin kapasitesinin kullanılabilen bölümünün büyüklüğünün ifadesidir.

Beyin hücrelerinin DNA’sı diğer hücrelerden farklı olarak sürekli yeni bilgiler yüklenir. İnsan her yeni bilgiyi aldığında beyindeki nöronların bilgiyi üstlenen çekirdekleri değişime uğrarlar. Bu sayededir ki biz sürekli yeni bilgiler ediniriz; bu yüzden vücudumuzun yapısı aynı kaldığı halde beynimizin yapısında değişim olur. Bu değişim de duygu ve düşüncelerimizin yapı değiştirmesine, gelişmesine neden olur. . Halbuki diğer hücreler, örneğin göz hücrelerinin DNA’sı her zaman öncekinin bir kopyasıdır ve yaşadığı sürece başkalaşmaz.

Bizler çocukluğumuzdan kalma bir çok bilgiyi hatırlayabiliriz. Bu durum nöronlarımızın çocukluğumuzdan beri hayatlarını sürdürmelerinin bir sonucudur. Vücut hücrelerimizin önemli bir bölümü ortalama 100 gün yaşamakta; ardından ölmekte ve yerlerine yenileri yaratılmaktadır. Ama bu arada beyin hücreleri hayatiyetlerini düzenli olarak sürdürmektedir. Bir beyin hücresinin ölmesi demek onun taşıdığı bilginin ömür boyu kaybedilmesi demektir.

2. Beyin Kapasitesi

Beyin kapasitesi beyindeki nöron sayısı ve bu nöronlar arasındaki bilgi iletebilme yoğunluğu demektir. Herkesin beynindeki nöron sayısı eşittir. Dolaysıyla herkes eşit düzeyde bir potansiyel kapasiteye sahiptir. Bu kapasitenin gelişmesi üretici zeka dediğimiz olguyu oluşturur. Beyin kapasitesini şu faktörler etkiler:

a. Beynin çalışırken ihtiyaç duyduğu enerji: Beyin elektrikle çalışır. Elektriğin en temel iki kaynağı vardır: Oksijen ve glikoz. Su halde bol oksijen alan kişinin beyni daha etkili çalışır, beyin etkili çalışmaya devam ederse etkinlik deresi sürekli artış gösterir. Glikoza gelince, bu doğru beslenme yolu ile sağlanır. Doğru beslenme çok besin almak demek değildir. Doğru beslenme sadece ihtiyaç kadar besini kuralarına göre almaktır.

b. Beyinde bilgi iletimini sağlayan nörotransmitterler: Bunlar küçük kimyasal maddelerdir. Bir nörondan aldıkları bilgiyi sinir ağları aracılığıyla diğer nörona iletirler. Eğer beyinde nörotransmitterler ölürse beyin hiç bir işlem yapamaz ve ölür. Nörotransmitterler hücre değildirler ve ölebilirler. Oların ölümüne ve azalmasına yol açan en önemli faktör sürekli strestir. Ayrıca aşırı cinsellik de ölümlerine yol açar. Alkol ve oksijensizlik hem bu kimyasal maddeleri, hem de beyin hücrelerini öldürebilir.

c. Nöronlar arasındaki bağlantılar: Beyindeki 1 milyar nöronun tamamı birbirine bağlı değildir. Beynimizdeki bağların çok az kısmı anne karnındaki yaratılış sürecinde oluşur. Neredeyse tüm bağlar dünya hayatında oluşmuştur. Bu bağların sayısı arttıkça zekamız, yani beynimizle yapabileceğimiz iş gelişir. Bu bağları bilinçli veya bilinçsiz olarak geliştiririz. Bu bağların gelişmesinin tek yolu bilgilerin birbirleriyle ilişkilendirilmesidir. Bu ilişkilendirme iki bilgiyi yan yana düşünmek suretiyle olur. İki bilgiyi doğal halinde yan yana izlerseniz beyninizde bu iki bilgi bağlanır. Doğal halde izlemeyip kendi hayalinizde ilişkilendirirseniz yine bu bilgiler bağlanır. Sonuç olarak kim daha çok öğrenir ve daha çok düşünürse o daha zeki olur, daha kapasiteli bir beyne sahip olur.

3. Hafızanın İşleyişi

Hafıza genel kabul gören teorilere göre üç ayrı sistemin birlikte çalışması olarak değerlendirilmektedir. Yani biz birbirini tamamlayan üç ayrı hafıza aşamasına sahibiz. Aşağıdaki çizimlere bakalım:

Çok kısa süreli hafıza;

20-30 saniye kalıcılık;

bilgi elektriksel yapıda

 

Kısa süreli hafıza;

20 dakika-1 gün kalıcılık;

bilgi elektrokimyasal yapıda

 

Uzun süreli hafıza;

beyin-nöron yaşadığı sürece;

bilgi kimyasal yapıda

Bilinç Düzlemi: Çok Kısa Süreli Hafızada dolaşırken farkında olunan

ve 2. aşamaya taşınacak olan bilgiler

Yukarıdaki çizimden de anlaşılacağı üzere duyularımız yoluyla mesajları dış dünyadan alırız. Gözlerimizden resim, kulaklarımızdan ses, burnumuzdan koku, dilimizden tat ve tenimizden dokunsal mesajlar alırız. Algı organlarımız aldıkları mesajı elektriğe kodlarlar. Bu mesajlar çok karmaşık sinir ağlarıyla değerlendirilmek üzere beyne iletilir. Dikkat edelim, bunlar binlercedir. Çevrenizdeki farkında olun-olmayın- algı eşiğinize ulaşan tüm mesajların beyninize ulaştığını görüyorsunuz. Dış dünyadan aldığımız bu mesajların yanı sıra, zihnimizde de bir dizi düşünce ve hayal ürünü olan mesajlar üretebiliriz.

Tüm bu mesajlar elektriksel olarak önce çok kısa süreli hafızamızda toplanırlar: Bu alanda henüz elektrik yapıda olan bilgi 20 saniye kadar bekleyebilir. Bu süre sonunda bu alanı boşaltırlar ve bu arada yerlerine aralıksız olarak yeni mesajlar gelir.

Çok kısa süreli hafıza ile doğrudan ilişkili bir alandan söz edeceğiz. Buna biz bilinç düzlemi diyelim. Bilinç düzlemi çok kısa süreli hafızadan sıçrayan veya buradan seçilerek alınmak suretiyle farkında olunan mesajlarla doludur. Farkında olmadığımız diğer yüzlerce mesaj çok kısa süreli hafızada söner ve kaybolur. Onların da kaydedildiğini gösteren deliller olmakla birlikte hatırlanabilmelerinin kural olarak mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bilinç Düzlemine gelen bilgi kısa süreli hafızaya geçmeye aday bilgidir. Bu bilgi az kayıpla kısa süreli hafızaya geçmektedir.

Kısa süreli hafızaya geçen bilgi kısa süreli bir elektro-kimyasal terkiple korunur. Bilginin bu alandaki hayatı 20 dakika ile 1 gün arasında değişir. Bu sürede bilgi ya süratle sönükleşecek ya da uzun süreli hafızaya taşınacaktır.

Bu süreçte beyin enerjiye ihtiyaç duyar. Eğer kısa süreli hafızada iken bilgi hatırlanırsa o bilgi elektrikle uyarılmış ve böylece bilince çıkarılmış olacaktır. İşte bu eylemle bilgiye yeni enerji yüklenir. Beyin bu enerjiyi kullanarak bilgiyi kalıcı ve kimyasal olarak nöronlara yerleştirir. Eğer bilgi yeterince sık veya gerektiği kadar enerji yüklenerek tekrar edilirse veya bilgi öğrenilirken çok yoğun bir enerjiyle alınırsa bu bilgi kesin olarak uzun süreli hafızaya yerleşecektir. Örneğin bir trafik kazası yaşayan kişinin tüm duyuları en yoğun şekilde bu kazaya ilişkin bilgiyi almıştır. Dolaysıyla bu bilgiyi tekrarlamasına gerek kalmadan onu uzun süreli hafızasına yerleştirecektir. Zira bilgi çok yoğun alınmıştır. Bunun bir istisnası vardır. Yoğunluk kaldırılamayacak kadar şiddetli olduğu taktirde, şok yaşanır, o bilgiye ulaşan yollar kilitlenir ve hatırlama olmaz. Bu arada başkasının anlattığı bir trafik kazası hikayesini duygusal ve duyusal yoğunlukta almadığınızda onu hatırlamak için tekrar etmeniz gerekir.